Ebu Müslim-i Saftar, evliyanın büyüklerindendi. Bir gün gemi ile yola çıktı. Yanında çok kimseler de vardı. Aniden ters yönden bir rüzgar çıktı. Dalgalar yükseldi. Gemi batacak gibi oldu. Gemide olan yükü denize attılar. Yardım istediler.
Ebu Müslim diyor ki:
Bizimle beraber gemide kim olduğu bilinmeyen bir köylü vardı. Yanında bir mushafı vardı. Oradan kalktı ve mushafı elinin üzerine koydu ve şöyle yalvararak dua etti: (Ya Rabbi! Eğer bir kimsenin elinde dünya sultanından bir mektup bulunursa, hiç kimse ona saldıramaz, zarar veremez, belalardan emin olur.) Mushafı kaldırdı ve (Ya Rabbi! Bu senin kitabındır, bunu bize verdin. Ellerinde senin kitabın bulunan kullarını suda boğmak keremine yakışmaz. Bizi tehlikeden kurtar.)
Derhal dalgalar döndü ve deniz süt liman oldu ve sağ salim gittik. _________________ bir şiirin içine sığındım, ayrılıklar dinince haber verin..
Hazret-i Ömer “radıyallahü anh” bir gece şehri dolaşıyordu ki, bir evden konuşmalar duydu.
Anne - kız münakaşa ediyorlardı. Kızım, süte biraz Su kat! - Hayır anne, katmayalım. Kat diyorum sana!
Lütfen anneciğim. Helâl kazancımıza “haram” karıştırmayalım! Hiç olmazsa bir ölçek kızım. Anneciğim bunun azı da haramdır. Hem halîfe, “Sütlere su katmayın!” demiyor mu?
Kızım bu gece vakti Halîfe bizi nerden görecek? O görmese de, Allah görüyor ya anneciğim. Kadın bir şey diyemedi.
Haklısın kızım, diye mırıldandı. Hazret-i Ömer “radıyallahü anh” duymuştu bütün bu konuşmaları.
Ertesi sabah, doğruca o eve gidip çaldı kapıyı.Kadın, eşikte Halîfe’yi görünce; “Eyvah! Geceki konuşmalarımızı duyduysa yandım!”diye geçirdi içinden.Korkuyla kekeledi: Bu... buyurun efendim.
Hazret-i Ömer “radıyallahü anh” içeri girip; Ey hanım! Dün gece kızınla olan konuşmalarınızı duydum. Kızının konuşmaları hoşuma gitti.Allahın emriyle, kızını oğluma istemeye geldim buyurdu. Ve o kız, Hazret-i Ömer’in “radıyallahü anh”gelini oldu.
İşte Ömer bin Abdülaziz “rahmetullahi aleyh”bu mübarek hanımın torunudur.
Gerçekten Peygambersen…
Kureyş müşrikleri,Peygamber Efendimizin “sallallahü aleyhi ve sellem” huzuruna geldiler bir
gece.
Aralarında Ebû Cehil kâfiri de vardı. Yâ Muhammed! Gerçek Peygambersen, şu gökteki “Ay”ı ikiye ayırıver. dediler
Ayın ondördüydü ve Ay, “tepsi” gibi yuvarlaktı. Efendimiz “aleyhisselam”; Bunu yaparsam îman eder misiniz? diye sordu.
Hepsi bir ağızdan; Evet, tabii, iman ederiz, dediler. Bunun üzerine, mübârek parmağını kaldırıp, “Ay”a işâret etti. Ay ikiye ayrıldı. Bir parçası doğuya, öbür parçası batıya gitti.
Bir müddet öyle durup, sonra birleştiler. Bunu, gözleriyle gördü müşrikler.Efendimiz “aleyhisselam” O müşriklerin isimlerini tek tek sayıp;
- Şâhit ol ey filân! Şâhit ol ey filân! diye seslendiler. Müşrikler şaşkındı. Dışardan Mekke’ye gelenlere sordular. Dışarı adamlar gönderip, sordurdular. Herkes görmüştü bu büyük mûcizeyi Peki inandılar mı?
Hayır!
Eh, büyüklerimiz; “Îman etmek, nasîb işidir” buyuruyor ya. İşte misali.
Bugün birşey öğrendim.
Bâyezid-i Bistâmî hazretleri, “kuddise sirruh” büyük Evliyâdandı.
Henüz küçük yaşında, annesi mektebe verdi Onu. Bayezid, bir gün, erken geldi mektepten.
Annesi merak etti: - Hayrola oğlum. Neden erken geldin? Duânı almak için anneciğim.
Kadıncağız daha da meraklandı: Daha açık söylesene oğlum. Bu gün, hocamdan çok mühim bir şey öğrendim anneciğim.
Ne öğrendin yavrum? Anneye hizmet etmenin kıymetini öğrendim. Söyle, ben de öğreneyim oğlum. Hocamız söyledi. Allahü teâlâ; “Bana ve annenize itâat ediniz!”
buyuruyormuş. Yâ, ne güzel.
Anneciğim, ne olur, Duâ et de, sana hakkıyla hizmet, Rabbime de hâlisane ibâdet
edebileyim. Annesi, el kaldırıp; Yâ Rabbî, oğlumu, bu güzel muradına kavuştur! diye dua etti.
İşte bu duâ ile “Yükselmenin yolları”açıldı Ona. rahmetullahi aleyh _________________
Hazreti ömer (r.a) kendisine ölümü hatırlatmak üzere birini tutmuş idi. Bu zaat hergün hazreti ömera(r.a)’a gelir, ÖLÜM var ya ömer der hatırlatır gider idi. Hazreti ömer birgün aynada sakalına ak düştüğünü görünce tutmuş olduğu zaat’a artık sana hacet kalmadı sakalımdaki ağırtılar bana ölümü hatırlatıyor diyerek o kişiyi azad etti.
Hz. Osman (ra), bir kabrin üzerinde durunca sakalı ıslanıncaya kadar ağlardı. Kendisine: "Cenneti ve cehennemi hatırladığın vakit ağlamıyorsun, fakat kabri hatırlayınca ağlıyorsun!" dediler. Bunun üzerine: "Çünkü Resulullah (sav)'ın şöyle söylediğini işittim: "Kabir, ahiret menzillerinin birinci menzilidir. Kişi ondan kurtulabilirse, ondan sonrakiler daha kolaydır. Ondan kurtulamazsa ondan sonrakiler bundan daha zordur, daha şediddir." Hz. Osman devamla Resulullah (sav)'ın şu sözünü de nakletti: "(Ahiret aleminden gördüğüm) manzaraların hiçbiri kabir kadar korkutucu ve ürkütücü değildi!" [Rezin şu ziyadeyi kaydetti: "Hani der ki: "Hz. Osman (ra)'ın şu beyti inşa ettiğini işittim: "Eğer ondan necat buldunsa, büyük musibetten kurtuldun. Aksi halde senin kurtulacağını hayal etmem."
Kaynak: Tirmizi, Zühd 5, (2309) _________________ bir şiirin içine sığındım, ayrılıklar dinince haber verin..
En büyük şükrü, en büyük nimete yapmalıyız, o da iman nimetidir. Bağdat’ta, bir duvarın dibinde bir adam görürler, gözleri ama, el ve ayak felç, yüzü cüzzamlı, ama sürekli olarak Rabbine hamd ve şükrediyor.
Bir adamın dikkatini çekmiş ve ona sormuş Rabbimizin senin üzerinde hangi nimeti var ki şükrediyorsun, halin belli...vesselam
Diyor ki: En büyük nimete ben kavuştum. Kalbime kendi sevgisini doldurmuş, bunu çok az kuluna, sevdiği kullarına verir, beni de seviyormuş ki bana da ihsan eyledi.
Bu dünyanın cennetidir, bunun tadını, tadanlar bilir, tarif edilemez. _________________ bir şiirin içine sığındım, ayrılıklar dinince haber verin..
Hz.Aişe, Peygamberimizle yeni evlenmişti.Eşinin kendisini sevip sevmedigini merak etmekteydi,ya da kendisini ne kadar ve nasıl sevdigini…Hz.Aişe bu düşüncesini Peygamber Efendimizle konusmadan edemedi.
“Ey Allah’ın Resulü,beni seviyor musun?”
“evet,Ya Aişe tabi seviyorum!”
Aişe dahasını da merak ediyordu,acaba nasıl seviyordu?Hemen sordu:
“beni nasıl seviyorsun?”
Peygamberimiz sevgi şeklini tanımladı eşine;
“kördüğüm gibi.”
bu cevap Hz. Aişe’yi cok sevindirdi,çünkü kördügüm açılamazdı.Açılmayan, bitmeyen sırlı bir sevgi demekti.
Alacagı cevap onu çok mutlu ettigi için,Hz. Aişe sık sık sorardı:
“Ey Allah’in Resulü, kördüğüm ne alemde?”
Peygamberimiz,Hz.Aişe’yi memnun eden cevabı verirdi her defasında:
“ilk günkü gibi…” _________________ ''Körler elele tutuşsalar da, sonu ya bir uçurum, ya da bir çukurdur.”
Tüm zamanlar GMT +2 Saat Sayfaya git Önceki1, 2, 3
3. sayfa (Toplam 3 sayfa)
Bu forumda yeni başlıklar açamazsınız Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız