Van'da yüksek gerilim. Başbakan Erdoğan'ın bugün yapacağı ziyaret DTP'lileri öfkeden deliye çevirdi..
Van'da olağanüstü önlemler alınıyor. Başbakan Erdoğan'ın son iki haftada üçüncü doğu seferi DTP'lileri çileden çıkarttı..
DTP Van Milletvekili Özdal Üçer, Erdoğan’ın Van’a gelişinin provokasyon amaçlı olduğunu iddia ederek, Başbakan’dan gezisinden vazgeçmesini istedi.
DTP parti binasında yapılan basın açıklamasını okuyan Üçer, “Diyarbakır ve Tunceli’de olduğu gibi Van halkı da Erdoğan’ın Van’a gelmesini istememektedir. Erdoğan’ın Van’a gelmesi durumunda çok büyük gerilimin yaşanacağı öngörüsü hemen herkesin ortak kanaatine dönüşmüştür. Hal böyleyken Erdoğan’ın bile bile Van’a gelmesini provokatif bir girişim olarak değerlendirmekteyiz. Böyle bir atmosferde adeta seferberlik ruhuyla bölgeye gelişi Ariel Şaron’ın El Aksa’yı ziyaretine benzemektedir. Gelişebilecek tüm olumsuzluklardan Erdoğan sorumludur.”
Sitemizde ki linkleri yalnızca kayıtlı kullanıcılar görebilir! Sizde hemen Kayıt olun veya kayıtlıysanız hesabınıza Giriş yapın!
Dağdan gelip bağdakini kovmak.Güzel söz _________________ ''Körler elele tutuşsalar da, sonu ya bir uçurum, ya da bir çukurdur.”
Başbakan Erdoğan kameraların karşısına geçti ve ulusa seslendi. Bakın vatandaştan ricası ne oldu?
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "Yine bir şey tavsiye ediyorum; dövizle lütfen alışveriş yapmayın, dövize lütfen müracaat etmeyin. Paramız güçlüdür. Yeni Türk Lirasıyla hayatınızı sürdürmeye devam edin. Hiç telaşa gerek yok" dedi.
Başbakan Erdoğan, televizyonlarda yayımlanan "Ulusa Sesleniş" konuşmasında, Türkiye'nin, özellikle 1980'lerden sonra kendi dönemlerine kadar, hemen her 3 yılda bir ekonomik kriz yaşadığını ifade etti.
FELAKET SENARYOSU ÇİZENLER YANILIYOR
"Bir yıl, iki yıl göstergelerin iyi gittiğini, ekonominin toparlanmaya başladığını gördük ancak hemen arkasından gelen ulusal ya da küresel dalgalanmalar tüm birikimlerimizi alıp götürdü" diyen Başbakan Erdoğan, "Küresel dalgalanmalar karşısında felaket senaryoları çizenler çok büyük bir yanılgı içindeler. En küçük bir dalgalanma olduğunda topluma karamsarlık pompalamaya çalışanlar çok büyük bir yanılgı içindeler. Türkiye ekonomisini, geçmişin parametreleriyle değerlendirenler çok büyük bir yanılgı içindeler" diye konuştu.
KRİZİ TRİBÜNLERDEN İZLEMİYORUZ
Erdoğan, "(Küresel krizin Türkiye'ye etkisi az olacak, kriz Türkiye'yi teğet geçecek) derken, işte, Türkiye ekonomisinin sağlam yapısına işaret ederek bunu söylüyoruz. Yine bir noktaya dikkatinizi çekmek istiyorum: Türkiye'de, birçok ulusal ve küresel krizde, geçmişte defalarca yaşandığı gibi, bu küresel krizi asla tribünlerden izlemiyoruz. Bugün bütün kurumlarımız, tamamıyla bir koordinasyon ve uyum içinde gelişmeleri takip ediyor. Gerekli önlemler alındı, alınıyor; vakti zamanı geldikçe de bu önlemlerimizi kararlılıkla uygulamaya koyuyoruz, koyacağız... " dedi.
LÜTFEN DÖVİZLE ALIŞVERİŞ YAPMAYIN
"Ve yine bir şey tavsiye ediyorum; dövizle lütfen alışveriş yapmayın, dövize lütfen müracaat etmeyin. Paramız güçlüdür. Yeni Türk Lirasıyla hayatınızı sürdürmeye devam edin. Hiç telaşa gerek yok" diyen Erdoğan, "Küresel krizi kendi şahsi çıkarlarına alet etmek isteyenler, buradan çıkar sağlamaya çalışanlar olabilir. Panik havası oluşturup buradan rant elde etmeye çalışanlar olabilir. Kendi çıkarlarını Türkiye'nin çıkarları üzerinde görmek gafletine düşenler olabilir. Bunlara lütfen aldanmayınız" ifadelerini kullandı.
GÜCÜMÜZÜ HAFİFE ALMAYALIM
Başbakan Erdoğan, konuşmasında, Cumhuriyet'in ilan edilişinin 85. yıldönümü dolayısıyla vatandaşların Cumhuriyet Bayramı'nı kutladı.
"Herkesi, bu vesileyle, aradan geçen 85 yılda, Kurtuluş Savaşı'ndan çıkmış bir millet olarak, nereden nereye geldiğimizi iyi düşünmeye davet ediyorum" diyen Erdoğan, "O zaman kendi kendimize ne kadar büyük haksızlıklar yaptığımızı çok daha iyi göreceğimize inanıyorum. O zaman, ekonomik kalkınmadan demokratikleşmeye kadar, dün neredeydik, bugün nerelere geldik, daha iyi anlamamız mümkün olacaktır"dedi.
Türkiye'nin, çok daha güçlü, çok daha sağlam bir yapıya ulaştığına işaret eden Başbakan Erdoğan, "Sadece son 6 yılda kat ettiğimiz mesafelere bakın. Cumhuriyetimizin dün hayal kadar uzak görünen çağdaşlaşma hedeflerine bugün ne kadar yakın olduğumuzu yaşıyor, görüyoruz" diye konuştu.
NİFAK ODAKLARINA GÖZDAĞI
"Bizi tek millet, tek devlet, tek bayrak, tek vatan yapan yüksek değerlerimizi daha gür bir sesle yüceltmenin tam zamanıdır. Bu anlamlı günde, kardeş kavgası çıkarmak için beyhude bir çaba içinde olan şer ve nifak odaklarına aziz milletimizin tek yürek olarak bir kez daha en anlamlı cevabı vereceğine inanıyorum" diyen Erdoğan, "Bu duygu birliğini koruduğumuz, kışkırtma ve tahrikler karşısında birbirimizden şüphe duymak yerine daha sıkı kenetlendiğimiz sürece, bölücü terörün hain saldırıları asla amacına ulaşamayacaktır" ifadelerini kullandı.
Erdoğan, "Ben etnik kökeni, inancı, yaşam biçimi ne olursa olsun hiçbir vatandaşımızın devletine, milletine, bayrağına, vatanına ve Cumhuriyet değerlerine sadakatinden asla şüphe duymuyorum. Birlik ve beraberliğimizin, kardeşlik bağlarımızın eşsiz zaferi üzerinde yükselen Türkiye Cumhuriyeti, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olarak ebediyen yaşayacaktır. Onun için hep diyoruz ki Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı, bizleri kan bağından çok daha yüksek değerlerle birleştirmiş, birbirimize bağlamıştır" şeklinde konuştu.
TERÖRLE HAK KAZANMAZ
"Terörle, hak aranmaz; bu yolla da hiçbir yere varılamaz. Terör, her şeyden evvel yaşama hakkının düşmanıdır. Hiç kimse, yok ettiği şeyi savunamaz, savunuyor gibi de gösterilemez" diyen Erdoğan, "İnsanlarımızın yaşama hakkına kast eden terörü, kimse bir hak arama yöntemi olarak göremez, gösteremez. Terör bir vahşettir, bir insanlık suçudur" dedi.
'İnsanı yaşat ki devlet yaşasın; insanı yücelt ki devlet yücelsin' anlayışıyla hareket ettiklerini söyleyen Başbakan, Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde 'can suyu' taşıyacak olan GAP Projesi'nin, bu bölgenin çok geniş ölçekte geleceğinin teminatı bir proje olduğunu ifade etti.
Başbakan Erdoğan, "Proje tamamlandığında 3.8 milyon insanımıza yeni iş ve aş imkanı doğacak, bu atılımla bölgenin milli gelirinde yüzde 209 oranında bir artış sağlanacak. Bunlar bu bölgemizin makus talihini değiştirecek nitelikte gelişmelerdir. İnşallah çok kısa bir zaman içinde bu hedeflerin gerçeğe dönüşeceğini de hep birlikte yaşayacak ve göreceğiz" dedi.
Başbakan Erdoğan, 2005 yılında terör ve terörle mücadeleden zarar görenlerin zararlarını tazmin edebilmek için 5233 sayılı Yasa'yı çıkardıklarını anımsatarak, "Bu sayede, evini kaybeden, köyünü terk eden, hayvanları telef olan vatandaşlarımıza bugüne kadar 600 trilyon TL ödeme yaptık ama bununla bitmedi, daha bu her ay belli miktarda ödemeler yapmak suretiyle devam ediyor" diye konuştu.
BÖLGENİN KALKINMASINI İSTEMİYORLAR
"Terörün ardındaki odaklar bölgeye hizmet gelmesini, bölgenin kalkınmasını, burada yaşayan insanlarımızın daha iyi şartlarda yaşamasını istemiyorlar. Onlar burada yaşayan insanların çilesi bitmesin, bu bölge hiç kalkınmasın istiyorlar" diyen Başbakan, "Neden istemiyorlar? Çünkü terörün zemini yoksulluktur, imkansızlıktır, istikrarsızlıktır, işsizliktir" dedi.
Erdoğan ayrıca, "Biliyorlar ki bu bölgede işler tamamen düzelirse, insanlarımızın yüzleri gülerse, ocakları şenlenirse terör kendine burada zemin bulamayacak, yer bulamayacak, istismar edemeyecek, o küçük yavrularımızı kandıramayacak. Ama biz ülkemizin her köşesini kalkındırmakta, her yerde insanımızın sıkıntılarını sona erdirmekte, Türkiye'yi bir bütün olarak aydınlık günlere taşımakta kararlıyız" şeklinde konuştu.
Sitemizde ki linkleri yalnızca kayıtlı kullanıcılar görebilir! Sizde hemen Kayıt olun veya kayıtlıysanız hesabınıza Giriş yapın!
_________________ ''Körler elele tutuşsalar da, sonu ya bir uçurum, ya da bir çukurdur.”
Adana’da ilginç dava. İki çocuk annesi kadının nikâhsız yaşadığı adam tarafından emekli maaşı için babası ile evlendirildiği iddia edildi. Diğer kardeşler hukuk mücadelesi başlattı.
Adana’da iki çocuk annesi bir kadının, emekli maaşını alabilmek için kayınpederi S.Ö. (85) ölmeden önce resmi nikâh kıydırdığı ileri sürüldü. İddiaya göre yüzbaşılıktan emekli olan 4 çocuk babası S.Ö., 1997’de eşini kaybetti, geçirdiği ameliyat sonrası bakıma muhtaç hale geldi. S.Ö.’nin oğlu B.Ö. de nikâhsız yaşadığı G.G. ile birlikte Mersin’e yerleşip babasını yanına aldı.
Ağabey S. A. Ö. ise babası ve kardeşi için Mersin’de 3 katlı bir ev aldı. Ancak nikâhsız çift bir süre sonra, S.Ö.’yi diğer çocuklarına göstermez oldu. 2000 yılında ise oğul B.Ö., birlikte yaşadığı G. G. ile babası arasında resmi nikâh kıydırdı. Durumu S.Ö.’nin 4 ay sonra ölümü nedeniyle düzenlenen mevlitte öğrenen diğer 3 kardeş dava açtı.
MAHKEME REDDETTİ
S.A. Ö. şunları söyledi: “Babam yatalaktı, akli dengesi yerinde değildi. Yengem Bağ-Kur’dan babasının maaşını almak için kardeşimle nikâh kıydırmıyordu. Babamın maaşı daha fazla olduğu için bu nikah kıyıldı.” 2006 yılında kardeşi ve yengesi için Mersin 2. Aile Mahkemesi’ne dava açtığını belirten S.A.Ö. “Bu evliliğin hukuka aykırı olmadığını, bakıma muhtaç olduğu için nikâhın kıyıldığını söylediler. Mahkeme iptal istemimizi reddetti” dedi.
(Akşam) _________________ ''Körler elele tutuşsalar da, sonu ya bir uçurum, ya da bir çukurdur.”
Üniversite mezunu kimya mühendisi. 9 dil biliyor. Ama o bir şirketin kalifiye elemanı değil. Çöplerden ekmek parasını çıkarmaya çalışan bir hurdacı.
Çöpten bulduğu elbiseleri giyen, karnını da çöplerde bulduklarıyla doyuran tahsilli hurdacı, bisikletine monte ettiği kendi tasarımı 1 metrekarelik karavanında yatıp kalkıyor. Nizamoğlu, gece branda ile örttüğü evini gündüz hurda toplamak için kullanıyor.
Muğla'nın Fethiye ilçesinde yaşayan Ferhat Nizamoğlu, Bulgaristan'da doğup büyümüş. Dünyanın en iyi 70. üniversitesi olan Lomonosov Moskova Devlet Üniversitesi'ni bitirmiş. Rusçayı anadili gibi konuşuyor. Bunun yanında Bulgarca, Sırpça, Makedonca, Slovence, Çekçe, Filipince, Polandca ve Almanca biliyor. 1989 yılında Türkiye'ye göç ederek Bursa'ya yerleşmiş. Bulgaristan pasaportu ile 48 yaşına kadar 42 ülke gezmiş.
Pek çok üst düzey görevlerde bulunmuş. Türkiye'de de resmîkurumlarda çevirmen olarak çalışmış. İki çocuğu bulunan Ferhat Nizamoğlu, 1994 yılında eşinden ayrılmış. O yıldan bu yana çocuklarıyla görüşme imkanı bulamamış. Kendini işe adayan kimya mühendisinin çöküş hikâyesi bir maden yatağını kiralamak için tüm mal varlığını satmasıyla başlamış. Talihsiz adam, turizmde de aradığını bulamayınca sokaklara düşmüş. Hurdacılıkla geçimini sağlamaya başlamış. Çöplerden bulduğu elbiseleri giyen Nizamoğlu, bisikletinin arkasına monte ettiği küçük karavanda yaşam mücadelesi veriyor.
Evi olmadığı için yağmurlu ve soğuk havalarda büyük sıkıntı çektiğini anlatan tahsilli hurdacı, her şeye rağmen hayattan 'tat' aldığını söylüyor. Hatta bir metrekarelik küçük karavanının içinde yakıtsız jeneratör projesi geliştirdiğini iddia ediyor. Projesini noterden onaylattığını belirten Nizamoğlu, hayalini şöyle dile getiriyor: "Hurdacılıktan kazandığım parayla bu jeneratörün bir bölümünü yaptım. İmkanım el vermediği için istediğim verimi alamadım. Şimdi bana şans versinler kuracağım santrallerle Fethiye'nin aydınlatmasını bedavaya getirebilirim."
Sitemizde ki linkleri yalnızca kayıtlı kullanıcılar görebilir! Sizde hemen Kayıt olun veya kayıtlıysanız hesabınıza Giriş yapın!
_________________ ''Körler elele tutuşsalar da, sonu ya bir uçurum, ya da bir çukurdur.”
Bu forumda yeni başlıklar açamazsınız Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız